Uzun bir zamandır buraya uğramadığımın ve artık bir şeyleri yazmam gerektiğinin farkındayım. Aksattım. Hatta genellikle aksatıyorum da. Ancak gelin görün ki, ya fırsat bulamıyorum ya da o fırsatı bulsam dahi yorgunluğum buna izin vermiyor. Sonda diyeceğimi hemen diyeyim artık her cumartesi gününe mümkün olduğu kadar yazı sıkıştıracağım. Aslında bakarsanız bu satırları da o güne yazacaktım ancak Özel-Erdoğan görüşmesi buna engel oldu.
İki haftadır önce İstanbul ardından Uşak, Manisa ve
İzmir turu nedeniyle bir hayli uzak kaldığım Türkiye'nin gündemine yeniden döndüğümde karşımda
Meral Akşener’i, Avrupa’daki erken seçim rüzgarını ve Özgür Özel-Erdoğan
görüşmesini buldum.
İki lider yine bir araya geldi.
Yine 90 dakika görüştüler.
Yine aynı isimler vardı.
Bu kez farklı olan boş koltuk ve yaşananlardı…
Yaşananlar…Sahi neydi o yaşananlar?
Görüşme başladı ve bitti. Bitiminden sonra Erdoğan
Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile bir araya geldi. Bu görüşme önemliydi. Zira genel
seçimlerin olduğu süreçte en önemli konuların arasında bu suikast vardı ki hâlâ
daha en önemli konular arasında… Olmalı da. Ama bakınız. Bugüne kadar hiç
girmediği bu topa ilk kez giren bir Erdoğan var karşımızda. Üstelik bunu CHP
Genel Merkezi’ndeki Özgür Özel görüşmesinden hemen sonra yapıyor. Tabii ki bunun
siyasi sonuçları da olur. Özellikle Bahçeli ne diyecek bekleyip göreceğiz. Ama ben
başka yerden konuyu ele alacağım.
Hatırlayınız.
İlk kez bayramlarda toplu taşımalarda ücretsiz ulaşımı
kim verdi?
İlk kez EYT’yi kim gündeme getirdi?
İlk kez 3600 ek göstere, atanamayan öğretmenler, üniversite öğrencilerinin KYK’den aldıkları ücretin gecikme olması durumunda faiz alınmamasını kim istedi?
İlk kez emeklilere bayram ikramiyesini kim gündeme
getirdi, hangi partinin seçim vaadiydi?
Bu ilkleri kim istedi, toplu taşımalar hariç kim yaptı!
Ben diyeyim.
CHP önerdi, Ak parti yaptı. Yaptı çünkü iktidardı. Ben demiyorum
açıp lütfen tek tek bakın göreceksiniz.
Şimdi. Şimdi yine aynı konu… Yine emekliler, yine
atanamayan öğretmenler ve yine CHP…
Sadece Ayşe Ateş’in görüşmesi değil mesele. Ayşe Ateş
ile başlayacak olan “normalleşme” sürecini CHP nasıl anlatacak, nasıl vatandaşa
söyleyecek? Mesele bu. Kendi içindeki çekişmeleri, “savaşı”, mücadeleyi bir
kenara bırakıp yüzünü buraya nasıl dönecek veya bildiğini yapıp yine bildiğimiz
gibi olmaya devam mı edecek?
CHP buna karar vermeli.
Nasıl anlatacağını, ne yapması gerektiğini bulmalı. Yoksa
ne mi olur? E, orasını zaten biliyoruz.
