1920’den bugüne 23 Nisan başlıklı yazının ardından telefonuma bir mesaj geldi. Hiç değiştirmeden konuşmayı iletiyorum:
+ Ne güzel yazmışsın Aziz’ciğim. Benim çocukluğumdan bugüne
nasıl geldik, anlaşılır gibi değil.
-Basit. Toplum çürüyor. Hep diyorum: Ekonomi, adalet, siyaset vs bunlar düzelir, rayına oturur. Ama toplumsal çürümeyi düzeltemeyiz. Diziler, sosyal medya, ekonomi, göçün etkisi aile yapılarını arkadaş/eş ilişkilerini bambaşka bir hale getirdi. Sizin nesil bana göre en şanslı en keyifli nesil. Tahammül ve anlayış gibi duygular vardı. Bugün geldiğimiz noktada bunlardan eser kalmadığı gibi gerek fiziksel gerekse ruhsal şiddet öylesine sıradanlaştı ki bundan çocukların etkilenmemesi kaçınılmaz. Bizim anlayışa, anlamaya, tahammüle ve sağduyuya dün olduğundan daha fazla ihtiyacımız var.
+Çocuklara yazık oluyor. Bizim akıllı çocuklarımızın hepsi
yurtdışına kaçtı. Haklılar da… Ama kalanlar maalesef kötü durumda her açıdan.
-Şunu diyeyim: Bu durum durduk yere olmadı. İktidar yaptı.
Önce işe medyayla başladı. Eski tür dizi filmlerde alkol, aşk ya da hayatın
olağan akışında olanlar yasaklanmadı, olağan dışı durumları pek çoğunda görmedik.
İktidarın medyayı ele geçirmesiyle bugün birçok şeyin önüne geçildi. Televizyonlar
topluma yabancılaştı. Haberciliği demiyorum bile. Eğitimin hali ortada…
Uzatmamak için devamını yazmayayım ama ülke iktidarın 25 yılında kabuk değiştirdi.
Dediğin gibi olan çocuklara oluyor.
Bu mesajı atan diş hekimi Deniz Bozkurt. Uzun yıllardır
tanırım, ara ara görüşürüz. Endişeli olduğu yazılan satırlardan, kelimelerden
belli. Sadece o değil, herkes endişeli, panik halinde.
Ona uzatmayayım dediğim kısmı burada anlatacağım.
Evet, önce medyayla başladı. Hatırlayınız lütfen geçmiş
yılları… Siyasi içerikli mizah programlarını, Arena’yı, Siyaset Meydanı’nı,
32.Gün’ü, o eski bir takım televizyon dizilerini…
Yavaş yavaş silindiler hepsi. Siyasal İslam’ın etkisiyle
yeniden şekillenen televizyon ekranlarına yansıtılanlar toplumun evinin içine
girmeye başladı. Girdikçe başkalaştı, farklılaştı. Mafya olağanlaştırıldı, sıradanlaştı.
Kerameti kendinden menkul evlilik programlarıyla ilerleyen
süreç, kayıpları (!) bulmayla devam etti. Bu süre içerisinde sessiz sedasız
büyüyen sosyal medya 7’den 70’e herkesi etkisi altına aldı, tehlikeli adreslerle bambaşka hale getirdi toplumu.
Medyanın başlattığı kabuk değişimi kültürümüzü dahi etkiledi.
Hatırlayınız lütfen!
Geçmişte bir cenaze olduğunda bırakınız evi sokakta dahi
çıt çıkmazdı. Alkol içene de oruç tutana da karışılmazdı. Zaman ilerledikçe ayrıştırıldık,
kutuplaştırıldık.
En sonunda eğitim de etkilendi.
Çocuklar hem ailelerine hem kendilerine hem de topluma
yabancılaştı. Dedim ya, toplumsal çürümeyi düzeltemeyiz. Çürüyoruz.