Ekrem İmamoğlu.
İstanbul Büyükşehir’e aday olduğunda herkes çok şaşırmıştı.
Seçime girdi, kazandı. Daha sora AK Parti seçimi kaybedince bir şekilde bunu
kılıfına uydurdu ve seçimin yeniden tekrarlanmasını istedi. Hatta o dönem Ali İhsan
Yavuz “hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler oldu” gibi absürt bir cümle kurdu,
şimdi de inkar ediyor ya neyse. Ekrem İmamoğlu seçimlerin yenileneceğini
öğrenince öyle bir konuştu ki, konuşmayanlar veya konuşamayanları konuşturdu.
Bir kısım sanatçılar, iş insanları, taraftar grupları, kulüpler kısaca Van’dan
Bursa’ya, Ağrı’dan Edirne’ye, Antalya’dan İzmir’e kadar herkes destek verdi,
emek verdi. Seçim yapıldı Ekrem İmamoğlu tarihin görmediği bir oyla İBB’nin
yeni belediye başkanı oldu.
Olmasına oldu da, durum nasıl? Durum hiç iyi değil. Hatta
daha da kötü olacak gibi. Ekrem İmamoğlu sel sınavında Bodrum’da olunca ister
istemez çok yoğun eleştiri aldı. Ardından devamı geldi, her konuda, her şeyde
mikrofon karşısına çıktı, çıkmaya da devam ediyor. Doğru mu, değil. Anlatacağım
nedenini az sabır!
Ardından Elazığ ziyareti ve hemen peşine kar tatili. Ulaşıma
gelen zammı son olarak küfür tartışması takip etti.
Bakınız.
Doğru değil dedim, öyle. Siz sadece bir belediye
başkanısınız. Bu, hangi şehir olursa olsun, kaç milyon insan yaşarsa yaşasın
belediye başkanı olduğu gerçeğini değiştirmez, size böyle bir hak vermez!
Sadece İstanbul’dur sizin sorumluluğunuz. Ama zaman zaman Ekrem İmamoğlu kendi
sorumluluğun dışına çıkıyor, kredisi düşüyor.
Sel sınavı.
Sel konusunda eleştirenlerle aynı konuda asla değilim. Neden
mi, anlatayım. O gün İstanbul’a bardaktan boşanırcasına yağan yağmura kimse bir
şey yapamazdı, kaldı ki o güne kadar İstanbul’u Ekrem İmamoğlu ya da CHP değil,
AK Parti yönetiyordu, yani sel CHP’nin veya İmamoğlu’nun değil, AK Parti’nin
başarısızlığıdır. Ayrıca İmamoğlu sel sonrası yapması gerekeni yapmıştı.
Ama sel konusunda aynı fikirde değilim diye her konuda da
aynı fikirde olmayacağım anlamına gelmez. Mesela, Elazığ ziyareti ve tatil
konusu… Bununla ilgili zaten bir yazı yazdığım için ayrıca girmemekten yanayım
lakin yapılan etik değildi, kredisini düşürdü.
Zam.
Zam konusunu değerlendirmeden şunu peşinen demeliyim;
İmamoğlu’na gelene kadar önce belediye meclisi ve ülkeyi yönetenler
eleştirilmeli. Benzine ve mazota yapılan zamlar bu sonucu doğurdu, kaldı ki
belediye meclisi krediye onay vermediği gibi olan krediyi de elinden aldı. Ama
bu zammı savunduğum anlamını taşımasın! Savunulacak bir yanı yok. Yüzde 35 ne
demek, bu kadar fahiş bir zammı ülkenin en çok nüfuslu iline yapmak neden?
Kaldı ki, bu şehirde yaşayanların çoğu alt grup ya da orta grup. Yani, kıt
kanaat geçinen hatta geçinemeyen insanlardan oluşuyor. Zammın bu kadar yüksek
olması akıl alır gibi değil! Bir kez daha kredisi düştü.
Son olay, küfür iddiası…
Etti mi? Özür dilediyse etti demektir. Kimse durduk yere
özür dilemez! Bu olacak bir iş değil, hangi sıfatla ve neden? Sizi eleştirmek,
size zarar vermemeli. Eleştirdi diye, soru soruldu diye, küfür edilmez. Bırakın
bunları, hiçbir şey için hiç kimseye küfür edilmez. Hele de siz bir devlet
adamısınız, bir belediye başkanısınız bu şekildeki yaklaşım olmuyor, yakışmıyor.
Kredi yine düştü.
Kısaca Ekrem İmamoğlu’nun kredisi İstanbullunun gözünde
düşüyor, birer birer eriyor. Bakın, iddia ediyorum bugün İstanbul’da seçim
yapılsın Ekrem İmamoğlu şu performansıyla kazanamaz.
İmamoğlu hatalarından ders çıkartmak zorunda, daha dikkatli
davranmalı aksi takdirde hedefi her neyse olacakmış gibi görünmüyor. Tabii emeklilik
gibi bir düşünce yoksa…
