

Sizce Türkiye’de kadın
olmak nasıl?
Kadınlar işte, evde, okulda hayatın her alanında şiddete
maruz bırakılıyor. En temel hakkı olan yaşam hakkı için kadınlar her gün
mücadele ediyor. Bu nedenle Türkiye'de
kadın olmak her gün mücadele etmek anlamına geliyor.
Türkiye’de son
yıllarda artan kadın cinayetleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Kadın cinayetlerinin artmasına sebep olan unsurlar var
elbette ki. Örneğin kadınların yarısından fazlası ateşli silahlarla
öldürülürken bireysel silahlanmanın önünü açmak kadın cinayetlerinin önünü
açmak anlamına geliyor. Helin Palandöken internetten kolayca alınan bir silahla
öldürüldü. Yasaların uygulanmaması, iyi
hal indirimleri de kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti artıran
başlıca sebepler.
Kadın Cinayetlerini
Durduracağız Platformu nedir, nasıl çalışır, görevleri neler?
KCDP Münevver Karabulut cinayetinden sonra kuruldu. Sonrasında
kadın davalarını takip edip kamuoyu oluşturmaya devam ediyor. Her ay ve her yıl
kadın cinayeti verilerini kamuoyuyla paylaşıyor. Kadınların görev alabileceği
birçok komite mevcut… Dava takip, sosyal medya, grafik tasarım, veri komitesi
bunlardan birkaçı. Her ay onlarca kadın cinayeti, kadına yönelik şiddet ve
çocuk istismarı davalarını takip ederek ailelerle birlikte adliyelerde de
mücadele ediyoruz.
Kadın Cinayetlerini
Durduracağız Platformu Türkiye’de çok az sayıdaki kadın tarafından biliniyor.
Bunun sizce sebebi nedir, nasıl arttırılmalıdır?
Şiddetin normalleştirilmesi yasaktır diyen İstanbul
Sözleşmesine rağmen şiddetin normal
kabul edildiği bir toplumdayız. Şiddete uğrayan kadınların büyük çoğunluğu hukuki sürece başvurmuyor. Hal böyle
iken kamuoyunun harekete geçmesi o kadar kolay olmuyor. Bizler 6284 ve İstanbul
Sözleşmesinin her maddesi etkin uygulansın diye mücadele ettikçe cesaret bulan
ve mücadeleye aktif katılan kadın sayısında ciddi artış var.
6284 numaralı kanun.
Bundan kısa bir önce kadınlarla yaptığım röportajda şu cevabı duydum genelde:
olmalı, ama bu yetmez. Biz buna gerek duymamalıyız, cinayetin, istismarın ve
daha birçok olayın hiç yaşanmamasını sağlamalıyız. 6284 nedir, kadınların
dediklerine katılıyor musunuz?
Öncelikle 6284 sayılı Koruma Kanununun yetersiz olduğunu
söylemek için önce etkin bir şekilde uygulanması gerek. Kadınlar bu kanun ile
birçok hakka sahip oldular. Şiddeti uygulayan kişiye karşı uzaklaştırma,
barınma yeri, maddi destek, işyerinin değiştirilmesi, iletişim araçlarıyla bile
rahatsız edememesi gibi birçok hakka sahip kadınlar. Önce etkin şekilde
uygulanmalıdır. Bundan sebep 'yetersiz' açıklamalarına katılmıyorum.
6284 numaralı kanun en
son 2012 yılında uygulandığında Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 210 iken
bugün gelinen noktada 400’ü aşkın bir rakamdan söz etmek mümkün. Sizce 6284
neden uygulanmıyor?
Bazı kesimler 6284’ü yuva yıkan yasa olarak tanımlıyor.
Çünkü bu Koruma Kanunu, kadının şiddet
uygulayan kişiyle aynı evde barınma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kadınlar evlerinde bile güvende değilken
6284 onlara güvenli yer temin ediyor veya şiddeti uygulayan kişiyi evden
uzaklaştırarak kadını koruma altına alıyor. Bunlarla yükümlü olan devlet
yetkilileri sorumluluktan kaçarak, kadına yönelik şiddetle ilgili içi boş ve
çözüm olmayacak cümleler kurmayı tercih ediyor.
Kadınlar için en
önemli iki kanun veya sözleşmeden biri 6284 ise diğeri de İstanbul Sözleşmesi.
Bize biraz anlatır mısınız, nedir bu İstanbul Sözleşmesi ve neden uygulanmıyor?
İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında imzalanmış ve kadına
yönelik şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlamış bir sözleşmedir. Bu sözleşmeye
göre devlet bütünlüklü bir önleme, koruma, kovuşturma ve politika geliştirme
ile yükümlüdür. Her maddesi etkin şekilde uygulandığında kadın cinayetlerinin
son bulacağını biliyoruz. 6284 sayılı Koruma Kanunu ve Istanbul Sözleşmesinin
uygulanmama sebepleri birbirinden çok farklı değil diyebilirim.
Kadın cinayetlerinin
çözümü için kadınlar veya toplumun tamamı ne gibi çözümler üretebilir?
Öncelikle sessiz kalmamak ve normalleştirilmesine engel
olmak gerekiyor. Maalesef her kadın cinayeti toplumda aynı etkiyi yaratmıyor. Kadınlar kendi hayatları hakkında karar
almak isterken öldürülüyor. Hep birlikte ses çıkarmak ve örgütlü bir
şekilde mücadele etmek gerekiyor. Yasalar
çıkana kadar mücadele eden kadınlar şu an yasalar uygulansın diye her gün
adliyelerde mücadele ediyor.
Kadın cinayetlerinde,
istismarında veya herhangi bir duruşmada üzüntü verici kararlar alındığı
oluyor. En çok akılda Şule Çet davası. Dava, sürekli ertelendi ve nihayetinde
çözüme kavuştu. Sizce kadın cinayetlerindeki, istismarındaki davaların
ertelenmesi, cezaların indirilmesi veya hiç ceza almaması da kadın
cinayetlerindeki artışta bir neden midir?
Kesinlikle öyle. Cezasızlık,
verilen indirimler erkek şiddetini besleyen unsurlar. Erkekler mahkeme
salonlarındaki en ufak karardan bile cesaret bulabiliyor. İnternetten indirimleri araştırıp eşini öldürmeye giden erkekler var.
Aileler acılarını yaşayamadan adalet mücadelesinin içinde buluyorlar
kendilerini. Şule Çet cinayeti kadın mücadelesi sayesinde aydınlatıldı. Erkeği
cesaretlendiren onlarca şey olsa bile kadın mücadelesi asla pes etmeyecek,
hiçbir ölüm şüpheli kalmayacak. Kadın cinayetlerini durduracağız!