TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK HERGÜN MÜCADELE ETMEK-1


















Haber Evi olarak yılın son röportajında Kadın Cinayetleri Platformu üyesi Hilal Susuz ile Türkiye'deki kadınların durumunu konuştuk. Şunu belirtmekte fayda var; kendisi İzmir’de ben Uşak’tayım. Aslında İzmir’de bunu gerçekleştirecektik fakat bazı aksiliklerden dolayı farklı bir yolla, İnternet üzerinden gerçekleştirdik. Kendisinden ilerleyen süreç için İzmir’de ve daha kapsamlı yeni bir röportaj sözünü aldım.
Sizce Türkiye’de kadın olmak nasıl?
Kadınlar işte, evde, okulda hayatın her alanında şiddete maruz bırakılıyor. En temel hakkı olan yaşam hakkı için kadınlar her gün mücadele ediyor. Bu nedenle Türkiye'de kadın olmak her gün mücadele etmek anlamına geliyor.

Türkiye’de son yıllarda artan kadın cinayetleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Kadın cinayetlerinin artmasına sebep olan unsurlar var elbette ki. Örneğin kadınların yarısından fazlası ateşli silahlarla öldürülürken bireysel silahlanmanın önünü açmak kadın cinayetlerinin önünü açmak anlamına geliyor. Helin Palandöken internetten kolayca alınan bir silahla öldürüldü. Yasaların uygulanmaması, iyi hal indirimleri de kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti artıran başlıca sebepler.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu nedir, nasıl çalışır, görevleri neler?
KCDP Münevver Karabulut cinayetinden sonra kuruldu. Sonrasında kadın davalarını takip edip kamuoyu oluşturmaya devam ediyor. Her ay ve her yıl kadın cinayeti verilerini kamuoyuyla paylaşıyor. Kadınların görev alabileceği birçok komite mevcut… Dava takip, sosyal medya, grafik tasarım, veri komitesi bunlardan birkaçı. Her ay onlarca kadın cinayeti, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı davalarını takip ederek ailelerle birlikte adliyelerde de mücadele ediyoruz.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Türkiye’de çok az sayıdaki kadın tarafından biliniyor. Bunun sizce sebebi nedir, nasıl arttırılmalıdır?
Şiddetin normalleştirilmesi yasaktır diyen İstanbul Sözleşmesine rağmen şiddetin normal kabul edildiği bir toplumdayız. Şiddete uğrayan kadınların büyük çoğunluğu hukuki sürece başvurmuyor. Hal böyle iken kamuoyunun harekete geçmesi o kadar kolay olmuyor. Bizler 6284 ve İstanbul Sözleşmesinin her maddesi etkin uygulansın diye mücadele ettikçe cesaret bulan ve mücadeleye aktif katılan kadın sayısında ciddi artış var.

6284 numaralı kanun. Bundan kısa bir önce kadınlarla yaptığım röportajda şu cevabı duydum genelde: olmalı, ama bu yetmez. Biz buna gerek duymamalıyız, cinayetin, istismarın ve daha birçok olayın hiç yaşanmamasını sağlamalıyız. 6284 nedir, kadınların dediklerine katılıyor musunuz?
Öncelikle 6284 sayılı Koruma Kanununun yetersiz olduğunu söylemek için önce etkin bir şekilde uygulanması gerek. Kadınlar bu kanun ile birçok hakka sahip oldular. Şiddeti uygulayan kişiye karşı uzaklaştırma, barınma yeri, maddi destek, işyerinin değiştirilmesi, iletişim araçlarıyla bile rahatsız edememesi gibi birçok hakka sahip kadınlar. Önce etkin şekilde uygulanmalıdır. Bundan sebep 'yetersiz' açıklamalarına katılmıyorum.

6284 numaralı kanun en son 2012 yılında uygulandığında Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 210 iken bugün gelinen noktada 400’ü aşkın bir rakamdan söz etmek mümkün. Sizce 6284 neden uygulanmıyor?
Bazı kesimler 6284’ü yuva yıkan yasa olarak tanımlıyor. Çünkü bu Koruma Kanunu, kadının şiddet uygulayan kişiyle aynı evde barınma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kadınlar evlerinde bile güvende değilken 6284 onlara güvenli yer temin ediyor veya şiddeti uygulayan kişiyi evden uzaklaştırarak kadını koruma altına alıyor. Bunlarla yükümlü olan devlet yetkilileri sorumluluktan kaçarak, kadına yönelik şiddetle ilgili içi boş ve çözüm olmayacak cümleler kurmayı tercih ediyor.

Kadınlar için en önemli iki kanun veya sözleşmeden biri 6284 ise diğeri de İstanbul Sözleşmesi. Bize biraz anlatır mısınız, nedir bu İstanbul Sözleşmesi ve neden uygulanmıyor?
İstanbul Sözleşmesi 2011 yılında imzalanmış ve kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlamış bir sözleşmedir. Bu sözleşmeye göre devlet bütünlüklü bir önleme, koruma, kovuşturma ve politika geliştirme ile yükümlüdür. Her maddesi etkin şekilde uygulandığında kadın cinayetlerinin son bulacağını biliyoruz. 6284 sayılı Koruma Kanunu ve Istanbul Sözleşmesinin uygulanmama sebepleri birbirinden çok farklı değil diyebilirim.

Kadın cinayetlerinin çözümü için kadınlar veya toplumun tamamı ne gibi çözümler üretebilir?
Öncelikle sessiz kalmamak ve normalleştirilmesine engel olmak gerekiyor. Maalesef her kadın cinayeti toplumda aynı etkiyi yaratmıyor. Kadınlar kendi hayatları hakkında karar almak isterken öldürülüyor. Hep birlikte ses çıkarmak ve örgütlü bir şekilde mücadele etmek gerekiyor. Yasalar çıkana kadar mücadele eden kadınlar şu an yasalar uygulansın diye her gün adliyelerde mücadele ediyor.

Kadın cinayetlerinde, istismarında veya herhangi bir duruşmada üzüntü verici kararlar alındığı oluyor. En çok akılda Şule Çet davası. Dava, sürekli ertelendi ve nihayetinde çözüme kavuştu. Sizce kadın cinayetlerindeki, istismarındaki davaların ertelenmesi, cezaların indirilmesi veya hiç ceza almaması da kadın cinayetlerindeki artışta bir neden midir?
Kesinlikle öyle. Cezasızlık, verilen indirimler erkek şiddetini besleyen unsurlar. Erkekler mahkeme salonlarındaki en ufak karardan bile cesaret bulabiliyor. İnternetten indirimleri araştırıp eşini öldürmeye giden erkekler var. Aileler acılarını yaşayamadan adalet mücadelesinin içinde buluyorlar kendilerini. Şule Çet cinayeti kadın mücadelesi sayesinde aydınlatıldı. Erkeği cesaretlendiren onlarca şey olsa bile kadın mücadelesi asla pes etmeyecek, hiçbir ölüm şüpheli kalmayacak. Kadın cinayetlerini durduracağız!

Daha yeni Daha eski