Ekonomik kriz elbette ki en çok kadınları etkiliyor. İş
yerinde işten atılacak işçilerin başında da kadınlar yer alıyor. Asgari ücretin
bile fazla görüldüğü kadınlar, ağır şartlarda ucuz iş gücü olarak
kullanılıyorlar. Kadınlar işsiz çünkü istihdam yok. Türkiye'de üretim genel
anlamda sorunluyken kadınların bu durumdan etkilenmemesi imkânsız.
Kadınların sosyal
hayattaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadınlar toplumun yarısını oluşturuyor dolayısıyla hayatın
her alanında yer alıyor. Kadınlar sokaklarda özgürce dolaşmak istiyor. Toplu
taşımada kıyafetlerinden ötürü şiddete maruz bırakılırken kendi evlerinde ve
bulundukları her alanda da tehdit altında kadınlar. Ama bunların hepsinin bir
çözümü var. Şiddeti normalleştirmeyi açıkça yasaklayan İstanbul Sözleşmesinin
uygulanmasıdır çözüm.
Türkiye’de ataerkil
bir toplum mevcut… Bu durum kadınları nasıl etkiliyor?
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğu her sistem
kadınların yaşamını olumsuz etkiliyor elbette ki. Kadınlar her alanda eşitliğe
sahip olmak adına mücadele ederken, buna sebep olan asıl şeyin ataerkil sistem
olduğunun da farkında.
Feminizim ile iligili
düşünceleriniz neler?
Toplumun yarısını oluşturan kadınların, elbette ki toplumun
diğer yarısı gibi siyasal, ekonomik, sosyal haklara eşit şekilde sahip olması
gerek. Feminizm toplumsal cinsiyete dayalı eşitliği savunur. Feminisler de bu
eşitlik için örgütlü bir şekilde mücadele eder.
Peki, bu güç hayata
yansıyor mu?
Elbette ki yansıyor. Önceden bir kadın cinayeti olduğunda
olayda bir entrika aranarak normalleştiriliyordu. Şimdi ise polisin, savcının,
adli tıpın etkin süreç yürütmediği, kadınların yaşam haklarından
faydalanamadığı konuşuluyor.
Kadın cinayetlerinde
zaman zaman zanlıların kaçtığına şahit oluyoruz. Kadınlar da bu seferde
seslerini duyurmak için sosyal medyayı kullanıyor. Sizce sosyal medya kadınlar
için ne ifade ediyor?
Kadınlar sosyal medyada seslerini duyurabiliyor. Sosyal medya, devlet yetkililerini harekete
geçirebiliyor. Ses getirmeyen olayların sonuca bağlanması bazen çok uzun
sürebiliyorken, sosyal medya ayağa kalktığı zaman tüm yetkililer görevini
yerine getirmek için hiç zaman kaybetmiyor.
Şuna inanırım: Bu
ülkenin artık Bakanlar Kurulu, bürokratları, siyasi partilerin A takımları,
belediye başkanları ağırlıklı kadın olmalı. Çünkü kadın güzelleştirir, dokunur,
görür, anlar ve hisseder. Sizce de böyle olmalı mı?
Elbette ki bu şekilde olmalı. Çünkü özne olmadan temsiliyet
mümkün olamaz. Kadın öznesi kadınları temsil edebilir. Kadınlar yaşam hakları
için erkek siyasetçilerin lütfuna mecbur bırakılamaz.

