TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK HERGÜN MÜCADELE ETMEK-2





Daha önce kadınlarla yaptığım röportajda onların sadece cinayet üzerine veya istismar, tecavüz üzerine değil; ekonomik özgürlükleri, sosyal hayattaki özgürlükleri ile ilgili de konuştuk. Siz bugünün Türkiye’sinde kadınların ekonomik özgürlüğünü nasıl buluyorsunuz, iş durumları sizce nasıl?
Ekonomik kriz elbette ki en çok kadınları etkiliyor. İş yerinde işten atılacak işçilerin başında da kadınlar yer alıyor. Asgari ücretin bile fazla görüldüğü kadınlar, ağır şartlarda ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar. Kadınlar işsiz çünkü istihdam yok. Türkiye'de üretim genel anlamda sorunluyken kadınların bu durumdan etkilenmemesi imkânsız.

Kadınların sosyal hayattaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadınlar toplumun yarısını oluşturuyor dolayısıyla hayatın her alanında yer alıyor. Kadınlar sokaklarda özgürce dolaşmak istiyor. Toplu taşımada kıyafetlerinden ötürü şiddete maruz bırakılırken kendi evlerinde ve bulundukları her alanda da tehdit altında kadınlar. Ama bunların hepsinin bir çözümü var. Şiddeti normalleştirmeyi açıkça yasaklayan İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasıdır çözüm.

Türkiye’de ataerkil bir toplum mevcut… Bu durum kadınları nasıl etkiliyor?
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğu her sistem kadınların yaşamını olumsuz etkiliyor elbette ki. Kadınlar her alanda eşitliğe sahip olmak adına mücadele ederken, buna sebep olan asıl şeyin ataerkil sistem olduğunun da farkında.

Feminizim ile iligili düşünceleriniz neler?
Toplumun yarısını oluşturan kadınların, elbette ki toplumun diğer yarısı gibi siyasal, ekonomik, sosyal haklara eşit şekilde sahip olması gerek. Feminizm toplumsal cinsiyete dayalı eşitliği savunur. Feminisler de bu eşitlik için örgütlü bir şekilde mücadele eder.

Peki, bu güç hayata yansıyor mu?
Elbette ki yansıyor. Önceden bir kadın cinayeti olduğunda olayda bir entrika aranarak normalleştiriliyordu. Şimdi ise polisin, savcının, adli tıpın etkin süreç yürütmediği, kadınların yaşam haklarından faydalanamadığı konuşuluyor.

Kadın cinayetlerinde zaman zaman zanlıların kaçtığına şahit oluyoruz. Kadınlar da bu seferde seslerini duyurmak için sosyal medyayı kullanıyor. Sizce sosyal medya kadınlar için ne ifade ediyor?
Kadınlar sosyal medyada seslerini duyurabiliyor. Sosyal medya, devlet yetkililerini harekete geçirebiliyor. Ses getirmeyen olayların sonuca bağlanması bazen çok uzun sürebiliyorken, sosyal medya ayağa kalktığı zaman tüm yetkililer görevini yerine getirmek için hiç zaman kaybetmiyor.

Şuna inanırım: Bu ülkenin artık Bakanlar Kurulu, bürokratları, siyasi partilerin A takımları, belediye başkanları ağırlıklı kadın olmalı. Çünkü kadın güzelleştirir, dokunur, görür, anlar ve hisseder. Sizce de böyle olmalı mı?
Elbette ki bu şekilde olmalı. Çünkü özne olmadan temsiliyet mümkün olamaz. Kadın öznesi kadınları temsil edebilir. Kadınlar yaşam hakları için erkek siyasetçilerin lütfuna mecbur bırakılamaz.

Daha yeni Daha eski