Sıra bunlara ne zaman gelecek?


Seçim sürecinin tamamlanmasının ardından yaşanan gelişmeler herkesin malumu. İç siyasetteki gelişmeleri takip ederken, ekonomideki sorunlar görmemek ve birini diğerinden ayrı tutmak açıkçası pek de doğru gelmiyor. Zira, parayı veren düdüğü de çalıyor.

Merkez Bankası’nın açıkladığı zarar bir yana AK Partili isimlerin tatilleri, yedikleri, saatleri bir de bunlar yetmezmiş gibi belediyelerdeki borçlar… İnanılır gibi değil. Çerezler, çiçekler, odalar vs vs…

Merkez Bankası bu kadar zarar etmişken, vatandaş 10 bin lira ile geçinemez hale gelmişken yaşadıklarımız bir uçurumun fotoğrafını andırıyor. Şebnem Bursalı ya da Hüseyin Filiz’in yemekleri veya tatilleri değil.

Mesela Şebnem Bursalı.

Kendisi uzun yıllardır gazeteci ve mesleki kariyerinin büyük çoğunluğu iktidara yakınlığıyla nam salmış Sabah Gazetesi’nde geçti. Belli bir birikim geçmişin de sağladığı imkanlarla elbette elde etmiştir ve sağladığı birikim de orada ıstakoz yemeye yeterli. Ama aynı kişi olmasına rağmen değişen kimlik ne ıstakoz bırakıyor ne de Monaco… Vatandaşa 10 bin lira verip, “Para olmadığı için zam yapamayız” diyen bir lider, ki kendisi güçlü bir lider, bir yanda partisinin milletvekilinin Monaco’da ıstakoz yemesi diğer yanda. İnsanın aklına neden demek geliyor?

Ya da Hüseyin Filiz.

Bir eğitimci olmasına rağmen ünlü bir kapı firmasının sahibi ve bu şirket sayesinde de orada o tatili yapabilecek gücü var. Ama kimlik işi değiştiriyor. AK Partili bir ismin gidip bu görüntüleri vermesi bırakın muhalefeti, gazetecileri veya kimi sanatçıları partisinin dahi diline düşürüyor. Hatta yetmiyor Bilal Erdoğan’a kadar uzanıyor.

Merkez Bankası aynı şekilde. Milyonluk zarar açıkladı.

Ne Erdoğan ne Bahçeli ne de iktidar cenahındaki herhangi birisi bu topa asla girmiyor. Mesela Nurettin Nebati. Ya da Berat Albayrak, Naci Ağbal, Şahap Kavcıoğlu ve Erdoğan… Yoklar! Kur Korumalı Mevduat için dedikleri, söyledikleri henüz daha gözümüzün önünde yer alırken bunları söyleyenler sanki bir anda ortadan kaybolmuş gibi.

Ne olacak peki?

Nasıl düzelecek?

Yine tasarruf diyerek mi, yine yastık altı diyerek mi? Ya da kredi kartlarındaki taksitler mi? Hangisi olacak?

Vatandaş geçinemez hale gelmişken, tasarrufu yine onlardan bayağı bir haksızlık değil mi? Jakuzili odalar, milyonluk belediyeler, vekil olarak yenen ıstakozlar, milyonluk saatler, Maldivler, dakikada 10 bin TL harcanan saraylar… Sıra bunlara ne zaman gelecek bir bileniniz var mı?

  

Daha yeni Daha eski