TÜRKİYE'NİN YÜZLEŞMEK İSTEMEDİĞİ MESELE; DEPREM


Uşak Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü Doç. Dr. Hayri Baytan Özmen ile Türkiye'nin deprem gerçeğini konuştuk.
İstanbul’un 5.8 ile sallanmasının ardından Türkiye acı bir gerçekle daha yüzleşti; deprem. Türkiye'nin depreme ne kadar hazır olduğu, binaların durumu, kentsel dönüşümü, toplanma alanları gibi birçok önemli konuyu konuştuk.
Yönetmeliklere Uyulmuyor
Kocaeli, Erzurum, Van depremi ve bugün… Sizce o günlerden, bu zamana kadar Türkiye’de neler değişti, ne yapıldı?
Hiçbir şey değişmedi. Türkiye’de özellikle son yıllarda yapılan binalarda ciddi hasarlar mevcut. Kendiliğinden çatlayan duvarlar, kendi kendisine yıkılan apartmanlar var. Ne yazık ki yönetmeliklere uyulmuyor uyulmadığı gibi yönetmeliklere aykırı uygulamalar var. Bunu değiştirmeye de kimsenin niyeti yok. 1999 Marmara Depremi’nden sonra yapı denetim getirildi ama onda da sistem kendi patronunu denetledi.
İnşaat Mühendisliğini Uygulamak İmkânsız
Doç. Dr. Hayri Baytan Özmen bugün inşaat mühendisliğinin şartlarını uygulamanın imkânsız olduğunu belirtti. Bunun sebebini ise şöyle açıklıyor, “İnşaat mühendisliğinin imkansız olma sebebi kültür meselesi inşaat mühendisliğinde inşaat işçileri, ustalar genel de eğitimsiz kesim inşaat mühendisinin dediğini mütait önemsemiyor insanlar bina güvenliğini sorgulamıyor, görsele önem veriyor” dedi.
Japonya’da Bilime ve Akıla Önem Veriliyor
Japonya ve Türkiye, her ikisi de deprem bölgeleri aralarında ne tür farklar var?
Japonya’daki depremler derin depremler derin depremler aynı büyüklükte daha geniş alana yayılıp daha az yıkıcı etki gösteriyor. Türkiye’de çok sığ depremler oluyor. Japonya’da her şey kurala uygun yapılıyor, binalar sağlıklı bir şekilde yapılıyor, aynı binalar Türkiye’de olsa hasarlar çok azalır. “ dedi.
İmkan Var, İstek Yok
Özmen, iki ülkenin depreme dair politikalarını anlatmaya devam etti ve şunları söyledi, “Japonlar işini akıl ve mantığa göre yapıyor binalar bitmeden yönetmeliğe uyulmadığı için ağır hasarlı binalar oluşuyor. Çizilen projelerde de hatalar var ve bu hatalar düzeltilmediği gibi daha da büyüyor. En hakiki mürşit ilimdir, fendir. Japonlar buna uygun hareket ediyor.  Depreme dayanıklı bina bugünkü teknoloji ile yapılabilir.  Bir bina yapılır İstanbul Kocaeli depreminde hiç hasar olmadan balkonda çay içeriz bunu yapabilecek teknoloji var, hesap gücü var, mühendis var ama bunu yapacak isteğimiz yok” dedi.
En Büyük Sorun Uygulama
Birçok bilim insanın depreme dair çalışmaları var. Bu çalışmaları gerekli yerlere ilettiklerinde bazılarının görmezden geldiğini duydum, Türkiye’deki deprem sorununda sizce siyasilerin etkisi yok mu?
Mevzuat ve uygulama farklı konular mevzuat konusunda Türkiye'nin bir eksiği yok. 1975 yılındaki yönetmelik uygulansa bu kadar hasar olmaz. 1997 yılındaki yönetmelik uygulansa 1999 Marmara Depremi’ndeki hasar çok daha az olurdu.  Mevzuat tarafında bir eksiğimiz olduğunu düşünmüyorum, uygulamada sıkıntı var.  Depremin en büyük problemi arada sırada olması her gün olsa herkes bu işin farkında olacak ve ciddiye alacak siyasi tarafın yapı denetimi revize etmesi daha hızlı olabilir ama asıl büyük problem uygulama kısmında. Denetim artırılabilir yönetimin suçu demek yerine halkın bir eğilimin olmaması demek daha doğru olur.
Hastane ve Okullar Daha İyi Durumda
Hastane ve okullarda ciddi çatlaklar oluşmuştu, özellikle de İstanbul, Silivri’de bir hastanenin yer ve bina arasında üç parmaklık boşluk oluşmuştu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hastaneler normal konutlardan 1,5 kat, okullar 1,4 kat daha sağlam olmak zorunda. Okullar deprem anında sığınma alanları olarak kullanılabilir onun için de binalar hasar aldığında okullar almamalı okulların hasar alması kabul edilir değil. Ama hastaneler konusunda biraz daha iyi durumdayız.
Türk gibi Başladı, Alman gibi Bitti
Türkiye’deki kentsel dönüşüm projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kentsel dönüşüm ilk başladığında en çok sevinenlerden birisiydim. Kentsel dönüşüm doğru uygulanırsa en doğru çözüm. Doğru yapılırsa 10 katlı bina 3 katlı binadan daha güvenli olabiliyor ama İstanbul özelinde bakılırsa alan yok, şehir kalabalık üç dört katlı binayı alıp yedi sekiz kata çıkarmak çözüm değil. Kentsel dönüşümü Türkiye yapamadı. Bir kısmı ranta kurban gitti herkes ne kadar para kazanabileceğine odaklandı, güvenlik arka plana itildi. Meseleye doğru başladık ama mecrasında tutamadık olay depreme güvenli yapılardan ranta kaydı benim ümidim bu konuda sönmüş gibi çünkü devamı gelmedi.  Kentsel dönüşüm çok güzel bir başlangıçtı ama arkası gelmeyen bir meseleye dönüştü. Türk gibi başla Alman gibi bitir durumuna dönüştü.
Deprem Çantasını Konuşmayacak Duruma Gelmeliyiz
Okullarda, hastanelerde, iş yerlerinde ve evlerde deprem çantasının olmadığı görülüyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Deprem çantasını işin tali boyutu olarak görüyorum. Deprem çantasına ihtiyacın olmadığı duruma gelmeliyiz, bizim tasarım felsefemizde binanın kesinlikle yıkılmaması var. Toptan göçen bir binada inşaat mühendisliği kusuru vardır, hiçbir bina toptan göçmemeli binanın yerle yeksan olması tasarım felsefesine aykırıdır. Deprem çantalarının nereye saklanılması gerektiğinin konuşulmaması lazım bu noktalara gelmememiz lazım. Bina yıkıldıktan sonra saklanılabilecek güvenli bir bölge ne yazık ki yok!
22 yıldır bu işi yapıyorum ama bina yıkıldıktan sonra nereye saklanılması gerektiği konusunda mantıklı bir açıklama bulamadım ama camlardan uzak durulmalı bina hiç hasar almasa da camlar kırılabilir, ama deprem çantasının deprem sonrasında birçok sıkıntı oluşabileceğinden faydalı olma ihtimali yüksek, deprem sonrası acil ihtiyaçlar için olmalıdır.
Her Sorunun Cevabında Eğitime Gidiliyor
Türkiye’de özellikle deprem konusu hakkında verilen eğitim yetersiz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her sorunun cevabında eğitime gidiliyor. Depremle ilgili kamu spotları yapılabilir, her seviyede deprem gerçeği hatırlatılabilir. Yıkıcı bir depremden kaçamazsınız yıkıcı bir deprem çok yavaş başlamadığı sürece yürüyecek imkân vermez. Deprem anında merdiven asansör kullanılmamalı öyle depremler var ki sadece merdiven kısmında hasar oluşmuş depremden kaçmaya çalışmak en büyük hatalardan birisidir. Sıraların altına saklanmak yerine sıraların yanına saklanmanın daha doğru olduğunu söylemek gerekiyor. Yurtlara çelik dolap ve çelik yatak konabilir çünkü yıkımı azaltır.
Deprem Toplanma Bölgeleri Zamanla Güncellenmeli
Cumhurbaşkanı deprem toplanma bölgelerinin on binlerce olduğu ama büyükşehir belediye başkanı öyle olmadığını uzmanlar da 1999’da 496 olduğunu fakat 2019 yılı itibariyle 77 olduğunu belirtiyor, toplanma alanları bir değişime uğrayabilir mi, parklar, bahçeler ve camiler deprem toplanma bölgesi sayılabilir mi?
Park ve bahçeler deprem toplanma bölgesi olabilir boş her türlü alan deprem toplanma bölgesi olabilir deprem toplanma alanları zaman içerisinde imara açılabilir ama deprem toplanma bölgeleri zamanla güncellenmelidir.
Depremin Zamanını Bilmek İmkânsız
Deprem sonrası özellikle sosyal medyada bir deprem daha olabileceği şeklinde haberler yayıldı, sizce depremin zamanı önceden biline bilir mi?
 Şuan ki günümüz teknolojisi ile depremin ne zaman olacağını kimse bilemez. Hatta yıl bile veremez sadece yıl aralığı verebilir. Bu saçmalıktan başka bir şey değil.
 “AFAD’ın Deprem Radyosunu İlk Defa Duyuyorum”
GSM şirketleri adeta çuvalladı, iletişim koptu. 5,8 derecesinde bir depremde iletişimin bu derece kopması normal mi?
GSM şirketleri başarısız oldu, bu durum kabul edilebilir değil. Bu konuda ekstra önlemler alınmalı diğer hatlardan bağımsız bir sistem kurulabilir. AFAD’ın deprem radyosu sorusuna Özmen, radyoyu ilk defa duyduğunu söyledi. Bilim insanları ve halk radyonun çalışıp çalışmadığı hatta radyonun kapısının açık olup olmadığına dahi şüphe yaklaşıyor, birçok kesim bilmiyor.
Dersler Alınmadı
Türkiye Sizce Gerekli Dersleri Aldı mı?
1999 depreminden sona önemli bir farkındalık oluştu. Deprem yönetmeliği yakın zamanda tekrar yenilendi deprem yönetmeliğinin sürekli revize edilmesi için komisyonlar kuruldu ama Türkiye’de gerekli dersler uygulama anlamında alınmadı. Türkiye deprem mühendisliği konusunda dünyanın en ileri ülkelerinden birisi Dünya Deprem konseyi başkanı bir Türk’tü ama bunlara rağmen 1999’dan sonra 20 yıllık periyodu Türkiye çok doğru kullanamadı.


  




  




Daha yeni Daha eski